BMS Design Center‘ın Kadın Tasarımcıları ile Daha Adil ve Eşitlikçi Bir Dünya Sizleri Bekliyor!

2026 Uluslararası Kadınlar Günü teması “Rights. Justice. Action. For ALL Women and Girls”/ “Tüm kadınlar ve kız çocukları için:Haklar. Adalet. Eylem.”olarak açıklandı. Bu tema, dünyada eşit hak ve adaletin önündeki engellerin kaldırılmasına çağrı yapıyor.
BMS Design Center tarafından temsil edilen markaların her birinin kültüründe daha adil ve eşitlikçi bir yaşam vaadi sunuluyor. Haklar ve adalet yalnızca “doğru olanı söylemek” değil; gündelik hayatın içine, evlerimize, işyerlerimize, tüm yaşam alanlarımıza yerleşen bir kavram.
Mekânın kurgusunda, ürün kararlarında, iş yapma biçimlerinde, kısacası tasarımın içinde daha çok kadın varlığını görmek, yaşam kalitemize de bu olumlu standartları getiriyor.
BMS Design Center’ın Haworth, Poltrona Frau, Armani/Casa ve Baccarat gibi öncü markaları Türkiye’de temsil ediyor olması, sahip oldukları marka kimlikleri ile kıymetli bir yerde duruyor: çünkü bu markalar, adalet ve eşitlik duygusu içeren “iyi tasarım”ı yalnızca biçim olarak değil; kültür, işçilik, konfor, deneyim ve değerler bütünü olarak benimsemiş durumdalar. Kadın tasarımcıların bu markalarla kurduğu ilişki ise temanın üç kelimesini çok somutlaştırıyor: hak, adalet ve eylem.
Örneğin Poltrona Frau’ya göz atalım: Markanın el işçiliğiyle kurduğu güçlü gelenek, kadın tasarımcıların çağdaş yorumu ile bugün daha geniş bir dile açılıyor. Markanın birlikte çalıştığı Rossana Hu (Neri&Hu), kültürlerarası bir tasarım dili kuruyor; “ev” fikrini yalnız estetik değil, hafıza ve ritüel üzerinden de okuyabilen bir yaklaşım olarak sunuyor. Stine Gam (GamFratesi), zanaat referansını günümüz yaşamına taşıyan o sakin, rafine çizgide dikkat çeken bir ortak imzanın ismi olarak öne çıkıyor.

Haworth tarafında ise konu doğrudan “iş” ve “adalet”e temas ediyor, çünkü çalışma mekânları aslında fırsat eşitliğinin de sahnesi. Burada iki kadın ismi özellikle öne çıkıyor: Patricia Urquiola; Haworth’la kurduğu ilişki, renk, duygu ve ergonomiyi bir araya getirirken çalışma alanlarının daha insani, daha kapsayıcı olabileceğini hatırlatıyor. Patricia Urquiola, Haworth evreninde yalnızca bir “ürün tasarımcısı” değil; malzemeye yaklaşımıyla, yumuşak ama net çizgileriyle, klasik lüksün içine güncel bir duyarlılık yerleştiren bir isim.
Diğer bir isim ise Haworth’un tarihsel tasarım hikâyesinde özel bir yere sahip Eva Maddox. 2008 yılında Perkins+Will direktörü iken Haworth un mekânsal dilini oluşturan Maddox’un “marka ortamları” (branded environments) yaklaşımı, mekânın sadece güzel değil, kimlikli ve tutarlı olmasının altını çiziyor; kurum kültürünün mekâna nasıl yansıdığını bu iş birliğinde görebiliyoruz. Bu da adaletin “politik bir kelime” olmaktan çıkıp, gündelik hayatta hissedilen bir şeye dönüşmesi anlamını taşıyor.

BMS Design Center’ın temsil ettiği markalar arasında belki de en feminen olanı Fransa’nın müthiş cam işçiliği geleneğini yüzlerce yıldır sürdüren Baccarat!
Baccarat ile Dünya Kadınlar Günü’nün teması daha da şiirsel bir yerden anlam kazanıyor: ışık, kristal ve zanaat. Baccarat’nın gücü, yüzyıllık bir tekniğin “bugün” ile yeniden bağ kurabilmesinde ve bu bağın içinde kadın yaratıcıların izleri var. Örneğin Marie-Hélène de Taillac, Baccarat ile işbirliğinde kristalin “yüksek zanaat” tarafını daha oyunbaz, daha çağdaş bir mücevher diliyle buluşturmuştu. Teknoloji odaklı moda tasarımları ile tanınan Clara Daguin ise 2023 yılında teknolojiyi, ışığı ve performansı işin içine alarak Maison Baccarat’ta bambaşka bir çağdaşlık hattı kurmuştu. Tasarım tarihinin ikonik isimlerinden Andrée Putman’ın Baccarat’la çalışmış olması, markanın “zarafet” kavramının nasıl güçlü tasarım iş birliklerine dönüşebildiğini çok iyi anlatıyor.
Armani/Casa markası bizlere bir “yaşam evreni” sunuyor. Armani/Casa’nın yaklaşımı çoğu zaman “bağırmadan etkileyen” bir dil; sessiz lüksün en rafine örneklerinden biri. Bu evrenin çağdaş kültürle kurduğu temaslarda kadın yaratıcıların rolü var.
Geçtiğimiz haftalarda Nomad St. Moritz kapsamında Armani/Casa tarafından bir apartman dairesinde açılan sergide, küratör Abby Bangser’ın bakışı ve sanatçı Jane Crisp’in üretimi, zanaat ve çağdaş yaşam estetiğinin yan yana gelişini çok güzel bir yerden tartışmaya açtı. Kadınların yaşama kattıkları kapsayıcı, eşitlikçi ve değerli duruş burada öne çıktı.
Haklar ve adalet, bazen en çok “mekânın kimin için tasarlandığında” görünür olur. Eylem denilen kavram da çoğu zaman büyük sloganlardan bağımsız ve sonuçlardan önce gelir: Bir projede kadın tasarımcıları doğru şekilde kredilendirmek, tedarik seçimlerinde kapsayıcı bir yaklaşım benimsemek, genç kadın profesyonellere alan açmak, düzenli bilgi paylaşımları gerçekleştirmek, ekiplerdeki görünmez kadın emeğini görünür kılmak…Bunların tümünü BMS Design Center olarak temsil ettiğimiz markalarımızla, mekânlara, projelere ve kararlara aktarmaya çalışıyoruz.
BMS kültüründe ismi olan kadınlar tasarımda sadece “var” olmuyor; tasarımın yönünü, ritmini ve etik çizgisini de büyütüyorlar. Bugün Poltrona Frau’da bir detayda, Haworth’ta bir çalışma ortamında, Baccarat’da ışığın kırılışında, Armani/Casa’da sessiz ama lüks bir yaşam alanında, o emeğin izini görmek mümkün.
Kadınlarla dönüşen adil ve eşitlikçi yaşam alanlarını kutluyoruz!
Kategoriler
Son Gönderiler
Ürünler
-
VENTO Tuzluk & Karabiberlik Seti
53.320,00 ₺
-
OCTOGONE Kırmızı Kristal Vazo
83.140,00 ₺
-
OCTOGONE Kırmızı 4'lü Bardak Altlığı
12.110,00 ₺
-
HARCOURT MY FIRE Kristal Kırmızı Şamdan
105.750,00 ₺
-
LEATHER POT Pelle Weavers Cinnamon High Vazo
25.490,00 ₺





